Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Balyoz davasından aldığı 3,5 yıllık hapis cezasının ardından, “Mavi Vatan” fikrinin cezaevi duvarları arasından özgürlüğe kavuştuğunu ifade etti. Gürdeniz, “Misak-ı Milli’nin denizdeki yansıması ve Atatürk’ün ‘Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir’ emrinin günümüzdeki karşılığıdır” dedi.
Mavi Vatan kavramı, 2006 yılında zorlu bir dönemde ortaya çıktı. 2008 yılı itibarıyla kumpas davaları sayesinde Türk Deniz Kuvvetlerinin önü kapatıldı; 40 amiral ve 400 yetişmiş deniz subayı hapse girdi. Bu subayların tek suçu, denizdeki Sevr dayatmalarına Atatürk’ün vizyonuyla karşı durmaktı. Sahte delil ve iftiralarla yürütülen tasfiye sürecine rağmen, Mavi Vatan fikri Silivri ve Hasdal Cezaevleri duvarları arasında varlık göstermeye devam etti. Annan Planı, Seville Haritası, Güney Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilanı ve Yunanistan’ın Ege’deki eylemleri, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları mücadelesini de etkiledi.
Gürdeniz, Doğu Akdeniz’de MEB ilanının gerçekleştirilmesi ve Ege’deki 153 adacık ile kayalıkların isimlerinin deklare edilmesi gerektiğini vurguladı. “Deniz yetki alanları, hukuk, güvenlik, egemenlik, enerji ve jeopolitik mücadelenin birleşimidir. Türkiye’nin bağımsızlığı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) geleceği ve Ege’deki hareket serbestliği korunmalı ve yasal zemine oturtulmalıdır” dedi.
Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin kıta sahanlığını ihlal eden Güney Kıbrıs’ın 2007’de ilan ettiği parsel ve lisans sahalarının yakınlarında sismik ve sondaj faaliyetlerine başlamanın önemine dikkat çekti. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Gürdeniz, bu bölgeden çekilmenin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
2020’de Libya’ya giden Türk gemisi ‘Rosaline-A’nın Yunanistan tarafından durdurulmasının, Doğu Akdeniz’den çekilmenin başlangıcı olduğuna dikkat çeken Gürdeniz, bu olayın Türk denizcilik varlığına karşı tehdit oluşturduğunu söyledi.
Mavi Vatan’ın bağımsızlık manifestosu olduğunun altını çizen Gürdeniz, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de güçlü bir deniz varlığı oluşturması gerektiğini savundu. KKTC’de deniz üssü kurulmasının ve büyük tonajlı ticaret gemileri için uygun tersanelerin inşa edilmesinin önemini vurgulayarak, “Denizlerden kopmak, geleceğimizden kopmak demektir” dedi.
Yeni yasalarla, münhasır ekonomik bölgelerin, özel statülü deniz alanlarının ve balıkçılık ile deniz koruma alanlarının ilan edilmesi gerektiğinin altını çizen Gürdeniz, Türkiye’nin deniz yetki alanlarının belirlenmesi konusunda iktidara yetki verilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, Montrö Boğazlar Anlaşması’nın korunması gerektiğine ve Yunanistan’ın 12 mil taleplerine karşı TBMM’nin 1995’te aldığı “Casus Belli” kararına da atıfta bulunarak, ülke sınırlarının korunmasının önemini vurguladı.
Sonuç olarak, Mavi Vatan fikri, Türk denizciliğinin geleceği için hayati öneme sahip bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.
