Uçum’dan “anadili” analizi: Türkçenin tek resmi dil şeklinde muhafaza edilmesi bekanın gereği

ucumdan anadili analizi turkcenin tek resmi dil seklinde muhafaza edilmesi bekanin geregi Drkx6HvF.jpg

“`html

T24 Haber Merkezi

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Türkiye’nin tarihsel sürecinde inkâr ve red politikalarının bireylerin anadillerine yönelik haklarını kısıtladığını belirtti. Uçum, “Egemenlik Türk Milleti’ne aittir. Bu nedenle Türkçe, Türkiye’nin egemen dili olarak tanımlanmalıdır. Türkçenin, milletimizin birliğinin temeli olarak devletin resmi dili olarak korunması gereklidir.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Uçum’un Anadolu Ajansı’nda kaleme aldığı yazıda “Erdoğan devrimi” ifadesinin yer aldığına dikkat çekildi. Uçum, “Kürtçe’nin özgürlük alanları” başlığında bu alanları sıralayarak, “Kürtçe ve diğer günlük dillerin öğretimi ve kullanımıyla alakalı hukuki bir engel yoktur.” dedi.

PKK yönetimi, 12. Kongre kararları doğrultusunda ve Abdullah Öcalan’ın onayı ile Türkiye’deki güçlerini Medya Savunma Alanları’na geri çekmeye başladıklarını duyurdu. Açıklamada, “12. Kongre Kararlarına uygun olarak hareket etmeye kararlıyız” denildi ve bu sürecin hızlanması için gerekli hukuki ve siyasi düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi talep edildi. Ayrıca, “PKK’ya özel Geçiş Hukuku dikkate alınmalı ve demokratik siyasete katılım için gereken özgürlük yasaları acilen çıkarılmalıdır.” kaydedildi.

PKK: Türkiye’deki güçlerimizi Medya Savunma Alanları’na geri çekiyoruz

PKK’nın Türkiye’deki güçlerinin geri çekildiğini açıklamasının ardından Uçum, AA için kaleme aldığı “Egemenliğin ve birliğin dili Türçedir” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer etnik gruplar Türkiye’nin vazgeçilmez unsurlarıdır. Türkçe, etkin bir realite olarak Türkiye toplumunun bir parçasıdır ve bu nedenle Türk Milleti için birleştirici bir dil konumundadır. Bu nedenle Türkçenin devletin ve eğitimin dili olarak kabulü tüm bireyler için kaçınılmazdır.”

Türkçe, egemenlik ve birliğin dili olarak Türk Milletine ait olduğu için olağanüstü bir öneme sahiptir.

Türkçe’nin egemen, birleştirici ve resmi dil olmasının getirisi, eğitimin de yalnızca Türkçe ile verilmesidir.

Türkçe’nin halkın dili ve milli birlik için vazgeçilmez bir unsur olduğu gerçeği, kimse tarafından tartışılmamaktadır.

Özetle, devletin dili ile ilgili belirlemeler milli egemenlikle doğrudan ilişkilidir ve bu durum resmi dil ile eğitimdeki tek dilin belirlenmesine zemin hazırlamaktadır.

Kürtçe ve Diğer Temel Dillerin Özgürlüğü

Devletin dili olan Türkçenin statüsü, halkın günlük yaşamda kullandığı diğer dillerin durumundan farklıdır. Türkçeyi diğer dillerle aynı seviyeye koymaya çalışan yaklaşımlar gerçeği yansıtmamaktadır. Ancak her anadil, bireylerin özgürlüğü ile ilişkilidir. Devletin sorumluluğu, bu özgürlük alanlarını tanımak ve bireylerin özgürlük taleplerine gerekli imkânları sunmaktır.

Ülkemizin geçmişinde, baskıcı dönemlerin ve inkâr politikalarının etkisiyle bireyler anadilleri üzerinde büyük kısıtlamalarla karşılaşmışlardır. 12 Eylül öncesi kazanılan Kürtçe gibi dillerin öğretimi hukuki güvenceye kavuşamadığı için kalıcı olamamıştır.

Erdoğan Devrimi ve Eğitim Araçları

2003 yılında farklı dillerin öğrenilmesine yönelik kapsamlı düzenlemeler yapıldı. 2014’teki 2923 sayılı Kanun ile özel öğretim kurumlarında farklı dillerin eğitim dili olması mümkün hale geldi.

Bu yasal çerçevede gerçekleştirilen uygulamalar son on yıldır başarıyla devam etmektedir.

Yaşayan dillerin geleceğe taşınması amacıyla Adiğece, Gürcüce, Arnavutça gibi dillerin öğretimi için dersler sunulmaktadır.

2012-2013 eğitim döneminde Kürtçe dersleri için öğretim programları uygulanmaya başlandı ve bu programlara uygun kaynaklar öğrencilerle buluşturulmaktadır.

Kürtçenin Özgürlük Alanları

  • Kürtçe dersleri, devlet ve özel okullarda seçmeli olarak sunulmaktadır.
  • Üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri mevcuttur.
  • Kürtçe dil kursları açılabilmektedir.
  • Kürtçe alfabeyle yazı yazma imkânları mevcuttur.
  • Kürtçe ve Türkçe sözlükler yayımlanmıştır.
  • Siyasi propaganda anadillerde serbesttir.
  • Kamu kurumlarında Kürtçe tercüman hizmetleri sunulmaktadır.
  • Kürtçe yayın yasağı kaldırılmıştır.
  • Kürtçe yayın yapan devlet kanalı 24 saat hizmet vermektedir.
  • Kürtçe tiyatro eserleri sahnelenmektedir.

Ayrıca, Kürtçe için daha birçok fırsat ve özgürlük bulunmaktadır. Türkiye’de günlük yaşamda kullanılan tüm dillerin öğretimi ve kullanımı ile ilgili herhangi bir hukuki sorun söz konusu değildir.

Anayasal Teminat ve Gelecek

Yeni anayasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye’deki anadil ve lehçelerin özgürlükleri yaygın olarak hukuki teminat altına alınabilir. Mevcut hukuki durum, “günlük yaşamda kullanılan dillerin öğretimi gibi konular yasalarla düzenlenir.” şeklinde bir hükümle güçlendirilmesi mümkündür.

Sonuç olarak, Türkçe’nin egemen ve birleştirici dil olarak kabulü halinde, devletin ve eğitim dilinin Türkçe olması gerekliliğiyle birlikte, diğer dillerin öğrenilmesi ve kullanılması konusunda hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Bu özgürlüğün anayasal düzeyde güvence altına alınması da sağlanabilir.

“`

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir