Ünye Çevre Platformu, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından gerçekleştirilecek olan Ünye, İkizce, Kumru ve Çaybaşı ilçelerini kapsayan IV. Grup maden arama ihalelerine karşı harekete geçti. Platform, 637 yurttaşın vekaletiyle dava açıldığını duyurarak, “Bu mücadele, sadece hukuki bir çaba değil, aynı zamanda toprağına, suyuna ve geleceğine sahip çıkan halkın ortak yaşam savunusudur” ifadelerini kullandı.
Ünye Adliyesi önünde yapılan basın açıklaması ile maden arama ihalesine karşı yürütülen mücadele hakkında kamuoyuna bilgi verildi. Açıklamaya siyasi parti temsilcileri, sendikalar, çevre dernekleri, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda yurttaş destek oldu. Ünye Çevre Platformu Sözcüsü Serap Ersöz, yaşam alanlarını tehdit eden sürece karşı toplumun farklı kesimlerinin ortak bir duruş sergilediğini vurguladı. Mücadelenin yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da koruma amaçlı olduğunu belirtti.
Ersöz, MAPEG’in 8-9 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlediği 317. Grup ihaleleri kapsamında geniş bir alanın IV. Grup maden arama faaliyetleri için ihaleye çıkarıldığını hatırlattı. Bu sürecin sadece belirli koordinatları kapsayan bir teknik işlem olarak görülmemesi gerektiğini dile getirerek, bu faaliyetlerin bölgenin su kaynakları, tarım alanları, ormanları, meraları ve kırsal yaşamını doğrudan tehdit ettiğinin altını çizdi.
İhale sürecinin öğrenilmesinin ardından, Ünye Çevre Platformu bileşenleri hızla bir araya gelerek, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarıyla toplantılar düzenledi. İlk bilgilendirme toplantısının Ordu Çevre Derneği ve Fatsa Doğa ve Çevre Derneği’nin katılımıyla yapıldığını belirten Ersöz, ikinci toplantının ise Ünye Ziraat Odası’nın ev sahipliğinde gerçekleştirildiğini söyledi. Bu toplantılarda, halkın doğru bilgilendirilmesi ve dayanışmanın artırılması hedeflendi.
Toplantıların ardından, Ünye’de görev yapan hukukçularla gönüllülük esasına dayalı bir komisyon kuruldu. Avukatlar, maddi bir beklenti olmaksızın sürecin hukuki boyutunu ele almak üzere yoğun bir çalışma yürüttü. Platform bileşenleri, daha sonra maden arama faaliyetlerinden etkilenecek olan kırsal mahallelere giderek yurttaşlarla bir araya geldi. Mahalle sakinlerine, muhtarlara ve üreticilere, maden arama ruhsatlarının doğaya ve yaşam alanlarına verebileceği zararlar hakkında bilgi verildi.
Serap Ersöz, bu mücadelenin yalnızca bir maden arama ruhsatı meselesi olmadığını, toprağın korunması, içme suyu kaynaklarının güvenliği, doğal varlıkların korunması ve çocukların geleceği konularını da kapsadığını ifade etti. Mücadelenin siyasi bir ayrım gözetmediğini vurgulayan Ersöz, “Bu mesele yalnızca Ünye’nin, İkizce’nin, Kumru’nun ve Çaybaşı’nın değil, ülkemizin meselesidir. Partizanlık yapılacak bir konu değildir. İktidarıyla muhalefetiyle hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
Karadeniz’in en önemli doğal zenginliklerinden birine sahip olan bu bölge, sadece bugünkü nesillere değil, gelecekteki kuşaklara da aittir. Yaşam alanlarını korumanın tarihsel bir sorumluluk olduğunu belirten Ersöz, bu mücadelede dayanışmanın önemine dikkat çekti.